12 Temmuz 2020 Pazar

Life Senjou no Bokura (Japanese 2020)

Selam gençlik!! Yine sıcak sıcak daha cuma günü finalini yapmış olan 4 bölümlük mini bir japon dizisi ile karşınızdayım. Aslında kendisi bir mangadan uyarlama. Daha önce okumuştum, mangalara bayılırım, çoğu yaoi mangayı da okumuşumdur, bu da onlardan biri. Açıkçası konusu gerçekçi, sözler, ambiyans şahane, ancak beni delirten noktalar çok oldu. Biliyorum gerçeğe yakın olan kısım onların bize aktardığı, ama yine de kahrolmadan duramadım. Merak ediyorsanız aşağıdaki spoiler bölüme bekliyorum hepinizi! O halde kısaca yorumlamamıza başlayalım.


Konusu: Bir gün okuldan sonra ciddi Ito ve çocuksu Nishi, beyaz çizginin üzerinde yürüme oyunu oynarken tanışırlar. İkili birbirini tanımaya başladıkça, Ito çocuğun kendine farklı duygular hissettirmeye başladığını fark eder. Nishi ise sadece çizgi üzerinde yürüme ritüellerinde karşılaşmaktan şikayetçidir. Ito anın büyüsüne kapılıp çocuğu öper, Nishi şaşırmış olsa da artık çizgi de karşılıklı değil Ito ile yan yana ve el ele yürümeyi kabul eder. Aralarındaki çekim elle tutulur niteliktedir. Lise yıllarında büyür, üniversite yıllarında gelişmeye devam eder ve yetişkin olduklarında ise olgunlaşmıştır. 

Birbirine derinden sevgi besleyen iki gencin, değişen gerçekler ve hayata karşı mücadelesini izleyeceksiniz. 
(Kaynak: Mydramalist)


Ito, ablasının başına buyruk olması ve ailede herkesin hakimiyet kurmaya çalıştığı en küçük çocuk olması nedeni ile kendini bildi bileli ailesinin ona çizdiği rotadan şaşmamış. Ders çalışmış, örnek öğrenci olmuş, ailesi şu kazağı giy demiş onu yapmış. Yani anlayacağınız kendisi dışında herkes için bir şeyler yapan içine kapanık, sessiz sakin bir çocuk. En büyük kafa dağıtma yöntemi ise evine giden yoldaki yol çizgisinden sapmadan yürümek. Bir gün aşağı da basarsa onu öldürecek olan buzullar, kocaman dişli hayvanlar, alevler... Tüm bunlardan kurulmak için yolun sonuna kadar çizgiyi şaşmadan yürümesi gerekiyor. Yine bir gün kendi kendine oyununu oynarken karşısına çıkan Nishi ile sakin ve örnek hayatı bir anda darmadağın oluyor. Çocuğu çok seviyor, kendi canından bile çok, ancak bu sevgisi onları bir ömür mutlu etmeye yetecek mi? Yoksa yine kendi yerine herkes için yaşamaya devam mı edecek?


Nishi, neşesi ile ortamı aydınlatan biraz çocuksu ama her an sizin yanınızda olup tüm sorunlara karşı göğüs gerecek şeker mi şeker bir delikanlı. Onunda en büyük tutkusu çizgiye basarak yürüme oyunu ve birgün eğer aşağı düşerse köpek balıklarına yem olacağını düşünen bu çocuk Ito ile tanışıyor. Çocuk ile iyi arkadaş oluyorlar, her okul çıkışı bu çizginin üzerinde yürürken konuşuyor, gülüşüyor ve yüzlerinde büyük bir tebessüm ile vedalaşıyorlar. Ama çocuğu sadece bu oyun ritüellerinde görmekten bıkıyor Nishi. Çocuğun onu öpmesi ile şaşırsa da Ito'nun elini tutup onu asla bırakmamaya karar veriyor. Bu saf ve neşe dolu kalbi ikisini dünyanın baskısı ve değişimine karşı koruyabilecek mi?

Buradan sonrası spoiler, dizinin kısaca anlatımı ve benim görüşlerimi içerecektir. O yüzden spoiler yemek istemeyen kuşlarımı sevgiyle kucaklayarak derhal okumayı bırakmalarını öneriyorum, demedi demeyin canlar ben uyardım.



SPOİLER!!!





Çizgi üstünde yürüme oyununda tanıştığı Nishi'yi aklından bir sürü çıkaramayan Ito, her defasında günün bitmesini ve çocuğu tekrar görmek için buluşma noktalarına koşturmayı hayal etmektedir. Başta kendisi de bunun sebebini anlayamaz. Onun sadece kafa dengi, güler yüzlü bir çocuk olduğunu düşünür. Ancak zaman geçtikçe içinde çocuğa karşı farklı duygular beslemeye başladığını fark eder. Daha önce hiç aşık olmamış, hiç tatmamıştır. Başta bu onu dehşete düşürür ama sonra işleri oluruna bırakmaya karar verir.  Shiraishi adında bir kız ona çıkma teklif eder, ancak kıza karşı en ufak ilgisi olmayan Ito onu kibarca reddeder (Bu hatunu hatırlayın diye yazıyorum). Akşamına ise sürekli görmek istediği gözleri buluşma noktalarında yüzündeki koca gülümseme ile görünce hissettiği tüm yorgunluk uçup gider. O zaman anlar işte çocuğa karşı hissettiklerinin ne kadar derin olduğunu ve dayanamayıp çocuğu öper. Şaşkınlık içerisinde kendisine bakan Nishi'yi görünce ise korkarak kaçmakta bulur çareyi. Bir süre çocuktan o utançla kaçar ancak Nishi onu bulur ve kendinden kaçmamasını söyler. Duyguları karşılıksız değildir. İkili artık 17 yaşında, çizginin iki yanında el ele yürümektedir.





Üniversite yıllarına geldiğimizde ikilinin dolu dizgin aşkları devam ediyor. Artık birbirlerini iyice tanıyorlar, aynı eve çıkmışlar, mutlular. Ito ise ilişkilerini üst aşamaya taşımak istiyor, yani seks. Nishi ise bu konulara pek yanaşmıyor, daha doğrusu fazla utangaç... Neyse buralar cidden tatlıydı (ne kadar tatlı olabilir bu konu bilmiyorum ama acayip fluffy şekilde anlatmışlar fjrhk Manga da +18 bölümler vardı ancak dizi gayet genel izleyici kitlesine yakın diyebileceğim tarzda korkmayın). Aslında Nishi'nin utandığını ve onunda bunu istediğini ama işleve dökemediğini fark eden Ito dizginleri eline alıp muradına eriyor, size diyeceğim bu kadar LOL 19 yaşında birbirlerinin oluyorlar...









İkisi de artık birer yetişkin. Ito büyük bir şirkette çalışıyor, Nishi ise hayali bu olmasa da bir şirkette masa başında geçiriyor günleri. Mutlular. Birbirlerine sahipler ve aşkları ilk gün kadar canlı. Gittikleri bir gezi de kaybolan çakmağını gecenin bir yarısı arayan ve bulan Nishi'ye artık hastalık derecesinde aşık olduğunu ve onsuz yaşayamayacağını fark eden Ito korkmaya başlıyor. Aklında hep şu soru var. Eğer ben olmasam, o gün onu öpmeseydim Nishi şu an daha mutlu olur muydu? Onun hayatını mahvetmiyorum değil mi? Ailesinin kendisine yaptığı evlen baskıları, model evlat olma çabaları, Nishi'nin hayatını zorlaştırdığı düşünceleri kafasının içinde bir tilki misali dönmeye başlıyor. Tam bunların üstüne tuz biber misali lise de ki Shiraishi şirketlerinde çalışmaya başlıyor. Kadın hala onu sevdiğini söylüyor. Anlayacağınız *normal hayat* olayına takmış olan çocuğun kafasına yani  tabiri caizse ineğin kafasına karpuz kabuğunu sokuyor. Nishi'ye karşı soğuk davranmaya başlıyor, çocuğun isteklerini umursamaz oluyor, çocuğun sevişme isteklerine karşılık vermiyor... Nishi bu ani değişimin sebebini anlayamasa da geçecek bunlar edasında umutla çabalamaya devam ediyor. Ve 28 yaşında Ito bombayı patlatıyor, ayrılalım lafı çıkıyor ağzından. Nishi kuzum ise hayali olan Alaska gezilerinden kuzey ışıklarından bahsederken aldığı bu yanıt onun dünyasını yerler bir ediyor. Çocuğum perişan halde evden çıkıyor ve kendini çizgi üstünde yürüme oyunu ile teselli ederken buluyor ancak çizgi daha yolun yarısındayken bitiyor. Bu aslında Nishi'nin yolun sonuna geldiğini, artık ilişkilerinin sonlandığını gösterdiği için çocuğum oracıkta çöküp ciğeri çıka çıka ağlıyor. Bende ekranda Ito'ya ve dünyanın gerçeklerine sövmekle meşgulüm tabii... Nishi evden taşınıyor ve ortadan kayboluyor. Ito hıyarı ne yapıyor dersiniz? Kadın ile evlenip evcilik oyununa başlıyor, hemde Nishi ile yaşadığı evde!!!







'Günbatımının altında bir şey fark ettim, Yukii'yi çok seviyorum. Bunu fark edince durmak istedim, onu bundan daha fazla sevmemeliyim.'




Nishi'nin annesi o kadar mükemmel bir kadındı ki. Nishi bebeğim bu ayrılık olayı olmadan önce (aslında aynı günün sabahı) annesine birini sevdiğini ve onun erkek olduğunu itiraf ediyor. Kadının tepkisi ise taktire şayan. Onunla tanışmak istediğini, Hollanda'ya gidip evlenebileceklerini, zaten hep oraya gitmek istediğini, hatta kendilerine bir çocuk evlat edinip mutlu olabileceklerini söylüyor. Ablayı içeri girip sarmalayasım geldi. Nishi'nin o yüzündeki mutluluk... Çocuğum sevgisinin hep arkasında durdu ancak bu ilişkide korkuları ve özgüvensizliği olan Ito tüm bunları mahvetti. Ito'yu anlamaya çalışıyorum, aslında bir nebze olsun anlıyorum da ancak bu yaptığını doğru kılmıyor. Aradan 4 yıl geçiyor Ito evde karısı ile mutlu aile tablosu çiziyor ancak evden çıktığı anda durgun, gözyaşları akmaya hazır bir hayalet görüyoruz. Geceleri eve gitmek istemiyor, Nishi ile olan anılarını canlandıran mekanlarda buluyor kendini. Mutlu değil, 1 gram bile mutlu değil. Artık bu hayata dayanamayacağına karar verip karısına anlatıyor, Nishi'den bahsediyor ve özür diliyor. İşte buyur buradan yak birde. Kıza yazık değil mi şimdi? Ito'ya en deli olduğum konu bu. Kızı kullandı, Nishi'nin hayatının ağzını sevdi... Yani kendiniz olun, kimsenin hayatıyla oynamayın. Herkes olduğu gibi yaşasın diye boşa demiyoruz. Neyseki çocuk yapmadılar... Neyse. Karısından ayrılınca kendini Nishi'yi ararken buluyor. Arıyor tarıyor ama çocuk yok ortalıkta. Bu arada ailesine açılıyor, postayı koyuyor, bunca zaman yapmadığına da çok pişman oluyor tabii. 




Aradan 4 koca yıl geçiyor ve hala çocuktan ses seda yokken artık umutsuzluk içinde sürünüyor adeta. Bir afiş görüyor. Alaska turu. Çocuğun hayalini hatırlayınca kendini bir anda orada buluveriyor. Kuzey ışıklarının altında bakarken çarptığı beden ona çok tanıdık geliyor. Yüzünü dönmesi ile içinde volkanlar patlıyor adeta. Nishi'si karşısında. Biraz daha değişmiş, yüzü daha erkeksi olmuş ama güzelliğinden hiçbir şey kaybetmemiş halde karşısında duruyor. Çocuk bunu görmezden geliyor, özür dilemeye devam edince yüzüne bir tane indiriyor, Ito durmuyor bu sefer ona sıkıca sarılıyor. Nishi çocuğumsa ağlamaklı bir halde 'Buraya seni unutmaya geldim. Çok uğraşıyorum, seni artık silmek istiyorum.' diye hönkür hönkür ağlıyor. 'Tek bir söz istiyorum beni ömür boyu bırakma' Ne yapıp edip Ito Nishi'ye dönmenin bir yolunu buluyor ve final yapıyoruz... Yani o 8 yıl neden çöp oldu? Nishi çocuğum ne travmalar yaşadı ve her şeyden önemlisi o kadına yazık değil mi? Beni deli etti bu dizi deli ama yine olsa yine izlerim. Bu gerçek hayat çünkü. O kadar çok böyle hayat var ki! Hep söylüyorum ve hep söyleyeceğim. Kendiniz olun, kendiniz için yaşayın ve mutlu olun! Vebal almak en kötüsü. Yalan söylemek ve olmadığınız biri gibi davranmak en adicesi. O yüzden zor bile olsa mutlu olacağınız yolu seçin ve olduğunuz gibi davranın.









NOT: İşte asıl gelelim fasülyenin faydalarına. Bu diziyi izlerken beni en çok ayakta tutan etmen Hao Ting'in konuk olacağını duymam olmuştu. Kim diye soran olursa açıklayayım. History Serisi Make Our Days Count adlı serideki ana karakterimiz. Belki size spoiler olacak ama söylemeliyim, eğer okumak istemiyorsanız burayı atlayın diziyi de mutlaka izleyin şahaneydi! Hao Ting ve Xi Gu birbirlerine kuzey ışıklarını göreceklerine söz vermişlerdi. Xi Gu öldükten sonra sözlerini yerine getirmeye sonunda hazır olan Hao Ting Alaska'ya gelip sevdiği adama verdiği sözü tutmak istedi. Ama sayın yönetmen, senarist sağolsun bizi dizi de hönkürterek ağlatsalarda ufak bir süpriz yapmışlar. Xi Gu'da yanındaydı ve ikisinin çok mutlu olduklarını gördük. Xi Gu'yu hiç beklemiyordum ama onları böyle görmek yüreğime su serpti. Ah mutlu sonunuz olmadı bebeklerim ama siz hala birbiriniz için yaratılmış meleklersiniz. Sizi seviyorum! Duygulandım.

Puanım: 8/10.

Sevgiyle kalın.

Bir sonraki dizimizde görüşmek üzere.


İstediğiniz dizi varsa söyleyin.









5 Temmuz 2020 Pazar

2gether Series (Thai 2020)

Selam gençlik!! Size bu senenin tatlış mı tatlış, görsel şölen festivalini doruklarına kadar yaşatan, yüzünüzde ufak bir gülümseme eşliğinde izleyeceğiniz, yan karakterlerin bile yanaklarını sürekli sıkmak isteyeceğiniz ama sonunda pufss bu neydi şimdi gavurlar dedirten ama yine de çok sevdiğimiz bir seriden bahsedeceğim. Bright ve Win'i ilk kez burada tanıdım ve bir kez daha GMM TV'yi tebrik ettim, adamlar yakışıklıdan anlıyor abi. Oyunculukları kimyası hepsi şahaneydi bence, ancak bilmeniz gereken öpüşme sahnesi beklemeyin oki, sadece minnoş bir hikaye izleyeceksiniz. O halde dizimize giriş yapalım!


Konusu: Tine, kadınlar tarafından etrafı fazlaca çevrili, spora gönül vermiş bir öğrencidir. Her gün kızların arasında oradan oraya sürüklenen Tine bundan sıkılmaya başlamış ve hayatındaki doğru kişiyi de bulamamıştır. Beklenmedik bir günde, bir erkekten çıkma teklifi alır. Şaşırmaktan ziyade daha önce bunu hiç yaşamamış olan Tine telaşa kapılır ve hemen bir plan kurar. Sahte bir ilişki düzenleyerek, ipleri elinde tutacaktır. Planlarının düşündüğü gibi gidip gitmeyeceği ise, meçhuldur. (Kaynak: Morfansub)


Sarawat, müzik klübü ve futbol takımının yıldızı, bunlarda yetmezmiş gibi tüm okuldaki kızlar, hatta pardon erkek ve aklınıza gelen herkes ona hayrandır! Anlayacağınız tam bir afet kendisi. Ancak soğuk kişiliği ve cool tavırları ile kimseyi hayatına dahil etmemektedir, sadece iki yakın arkadaşı vardır ve onlarla gününü gün eder. Bir gün karşısına çıkıp sahte erkek arkadaşı olmasını isteyen Tine ile başlayan arkadaşlığı onun için daha ileriye gidecek mi? Tine, bu soğuk ve havalı çocuğunun yani buzlar prensinin kalbini eritebilecek mi?


Kızların beğendiği bebek suratlı Tine'ın fazlaca kız arkadaşı olsa da bir türlü kendi için doğru olanı bulamamış ve bu işlerden elini ayağını çekmiş, kendi halinde takılan bir gençtir. Ancak beklenmediği bir anda bir erkekten aldığı çıkma teklifi ve çocuğun 7/24 onun peşinde dolanması onu kurtuluş planları aramaya iter ki burada okulun popüler çocuğu Sarawat radarına takılır. Planı onunla çıkıyor numarası yaparak çocuktan kurtulmaktadır. Ya planı ters teperse?


Buradan sonrası spoiler, dizinin kısaca anlatımı ve benim görüşlerimi içerecektir. O yüzden spoiler yemek istemeyen kuşlarımı sevgiyle kucaklayarak derhal okumayı bırakmalarını öneriyorum, demedi demeyin canlar ben uyardım.



SPOİLER!!!



Tine'nin şu güne kadar fazlasıyla kız arkadaşı olmuştur ancak hiçbiri onun için doğru olan değildir. Çocuk artık gönül işlerine paydos vermişken Green karşısına çıkıp onu sevdiğini söyler. Tine ne yapacağını şaşırmıştır. Naif bir çocuk olarak nazikçe çocuktan uzaklaşmaya çalışır olmaz, eski kız arkadaşlarından sevgilisi rolü yapmalarını ister olmaz... Artık başına iyice belayı aldığını düşünen Tine'nin kafasının üstünde kara bulutlar dolanırken bir anda şimşekler çakar. Sarawat üniversitenin en popüler çocuğu, buzlar prensi, iki kankası dışında kimseye dönüp burnunun ucuyla bakmayan futbol yıldızı ve müzik festivallerinin vazgeçilmez ismi. Anlayacağınız üzere kendisi Mr. Perfect. Tine bir plan yapıyor, Sarawat ile çıkıyor gibi numara yapacaklar ve Green ondan vazgeçecek. Ne kadar da harika bir plan değil mi? Eh. Belki Sarawat onu görmezden gelmese ya da çocuğu anında reddetmese olabilirdi. Çocuğun isteğine karşı olumsuz cevabı onu yıldırmıyor ve ne yapıp edip Sarawat'ı ikna ediyor. Birazda madalyonun farklı tarafından olaylara bakacağım.






Sarawat'ın dönüp kimseye bakmamasının bir sebebi var. Kendisi liseden beri birine aşık, ama uzaktan, böyle sessiz sedasız. Tahminleri alalım. Bingo! Tine. Sbrubb adlı grubun verdiği konserde ki kendileri Tine'nin en sevdiği grup, şarkıya eşlik eden Tine yanlışlıkla arkasındaki arkadaş grubuna çarpar ve özür dileyerek önüne döner ve hayatına devam eder. O tüm bunlardan haberdar değilken çarptığı çocuğun hayatını tepetaklak ediyor... Sarawat çocuğa ilk görüşte vuruluyor ancak Tine'nin izini kaybediyor ve çocuk onun yanına gelip durumu anlatıp yardımını istediğinde biz soğuk ve tepkisiz halini görüyoruz ancak içinde aslında şok içinde ve volkanlar patlıyor. Üstteki giflerde gördüğünüz üzere çıldırıyor arkadaşlarına ondan bahsederken. Yani anlayacağınız o soğuk ve ukala halinden eser yok çocuğumun. Başlarda Tine'nin onun peşinde dolanıp yardım talebinde bulunması çok hoşuna gittiği ve bilinen tavrından sapmamak için umursamaz davranmaya devam ediyor. Ancak girdikleri bir iddaa sonucunda çocuğa yardım etmeyi kabul etmek zorunda kalıyor ve aslında Tine'nin numara sandığı ancak Sarawat'ın her şeyini verdiği flörtleşme zamanları başlıyor!








Sarawat herkesin gözü önünde utanmazca çocukla flört ediyor, her defasında ilgisini belli ediyor ve çocuğun peşinden ayrılmıyor. Tine bunu biraz fazla bulsa da durumdan gayet memnun. Sarawat etrafında olduğu sürece Green onun yanına pek uğramıyor. Tine bu arada Sarawat'ın olduğu müzik klübüne katılıyor, orada kızın teki ile ufak flört havalarına giriyor ancak Sarawat buna izin veriyor mu? Haha elbette hayır. Sarawat'ın tavırlarının artık rol dışına çıktığını fark eden Tine'nin yavaş yavaş kafası karışmaya başlıyor. Bu arada Green'in aslında başka biri ile çıktığını ve kendini sadece adamı kıskandırmak için kullandığını öğreniyor. Sarawat'a artık rol yapmaları gerekmediğini söylüyor. Sarawat ise rol hiçbir zaman yapmadığını söyleyerek bombayı ortaya atıyor. Bir süre Tine kaçıyor Sarawat kovalıyor... Ancak bir şekilde çıkmaya başlıyorlar.










Aynı eve çıkan ikilinin keyfi yerinde, ancak bir süre sonra araya giren iki kişi ortalığı birazcık karıştırıyor. Mil ve Pam. Mil, Tine'den hoşlanan arkadaşımız ama ben ona kısaca baş kaş diyorum. Kendisini Cause You're My Boy'dan tanıyorsunuz, burada Tine'ye yazan sinir bozucu bir tiplemeyi canlandırsa da aslında partneri Frank'ın canlandırdığı Phukong'dan başkası değil (ki kendisi Sarawat'ın erkek kardeşi). Burada o kadar sinir bozucu bir karakter ki kendisinin kafasını alıp duvarlara vurasım geldi. Phukong, abisinin performansını izlemek için üniversiteye geldiğinde Mil ile tanışıyor ve adamdan hoşlanıyor. Mil ise onu sadece erkek kardeşi gibi gördüğünü sık sık dile getiriyor, çocuğum ise deli olsa da susup oturuyor bir köşede. Abisini futbol maçında kasten yaralayan ve Tine'yi rahatsız eden Mil'e artık katlanamayan Phukong çocuğa geçiriyor bir güzel ve abisinden uzak durmasını söylüyor. Mil ise Tine peşinde koşuyor, hatta araları bozukken şansını denemek istese de başaramıyor ve ne hikmetse köşesine çekiliyor ve sonunda Phukong ile aralarını düzeltmiş görüyoruz ikiliyi.









Diğer problemimiz ise Sarawat'ın ilk aşkı Pam, kız yıllar sonra bir anda tabiri caizse yırtık dondan çıkar gibi geldi girdi aralarına. Sarawat'ı tekrar isteyen kız malesef özgüveni düşük olan Tine'yi psikolojik olarak dağıtıp, çocuğun Sarawat ile ilişkilerini sorgulamasına sebep oluyor. Bize karın ağrısı ile dolu bir bölüm geçirtseler sonunda ikili ortak noktada buluşuyor. Ve finali bir çak ile yapıyoruz. Evet şimdi size herkesin dilinde olan sahnemizden bahsedeceğim. Bize kocaman bir alkış ile veda ettiler, çak ile, hani anlatabiliyor muyum? Herkes şok! Herkes daha neler! O yüzden eğer High5 ile ilgili ironi ya da espri görürseniz şaşmayın...




Ve şimdi size dizideki favori çiftimi getireceğim. Bu ikili var ya bu ikili yerim! Sarawat'ın yakın arkadaşı Man katıldığı bir konferansta tanıştığı çocuğu aklından çıkaramamaktadır. Her yerde onu arar ve çocuğun meditasyon kampına gideceğini duyunca bu işlerde hiç bezi olmasa da gider yazılır. Çocuğu bir gölge gibi takip eder. Bir gün Sarawat, Tine'nin abisini oyalamasını ister. Man ise bu iş bende derken arkasını dönmesi ile yüzündeki gülümsemeyle yelkenleri indirir. Haftalardır peşinde dolanıp açılamadığı çocuk karşısında duruyordur. Ancak Type oldukça ağır başlı, soğuk ve aşırı ciddi biridir. Ve Man'in utanmazca onunla flört etmesi, peşinde koşmaya başlaması onu delirtmektedir. Ancak zamanla çocuğu tanıdıkça ona olan bakış açısı değişmeye başlar. Man'i her defasında geri itse de sonunda çocuğun çekimine kapılır ve dizideki en tatlı çift olurlar benim gözümde. Ve yeni serimiz Thonhon'da ikisi tekrar bir araya gelecek umarım yine çift olarak karşımıza gelirler, ikisinin kimyasına bayılıyorum!!!







Dizi güzeldi, cidden eğlenceli hafif tarzda. Kadro efsaneydi öncelikle, görsellik desen şerefine kadeh kaldırırım. Tavsiye edilir. Enlerim arasında değil ancak yine de çok sevdim. Özellikle ManxType ikilisini bize kazandırdığınız için teşekkür ederiz!

Puanım: 7/10.

Sevgiyle kalın.

Bir sonraki dizimizde görüşmek üzere.


İstediğiniz dizi varsa söyleyin.












4 Temmuz 2020 Cumartesi

My Dear Loser Edge of 17 (Thai 2017)

Selam gençlik!!! My Dear Loser aslında bir seri ve ben size 3. sezondaki yan bir çiftten bahsedeceğim. Çok keyif aldığım, hiç sizi zorlamayacak, akıp giden tatlı bir hikayesi var.  In'e arada bir tane çakmak isteyeceksiniz ama yine de güzel, sadece sakin olun ve derin nefes alın oralarda size uyarım budur. O halde başlayalım yavaşça arkanıza yaslanın shipper kardeşlerim!



Konu: Sun okula transfer olmuş yeni öğrencidir ve Oh'u savununca çocukla iyi arkadaş olurlar. In ise Oh'a eziyet eden bir grubun parçasıdır ve çocuğa yardım ettiğini görünce radarına Sun'da katılır. Ancak Sun, In'e farklı şeyler hissettirmektedir. (Kaynak: Mydramalist)



Sun, haksızlıklara katlanamayan, açık sözlü, yardım sever ve etrafındakilere güven duygusu aşılayan, teyzesinin yanında yaşayan kendi halinde bir çocuktur. Okulun ilk gününde Oh'u kabadayı çocuklardan korurken grubun yeni hedefi haline gelir, grupta kendisi ile en çok uğraşan ise In olur. Çocukla bir şekilde yakın arkadaş olma yolunda emin adımlar atarlar, ancak Sun kendini çocuğa çekilirken bulur. Hisleri karşılık bulacak mıdır?




In, popüler bir grubun parçası, zalim ve soğuk görünse de aslında ailesinin ilgisine muhtaç, gerçek arkadaşlığı tatmamış içine kapanık bir çocuktur. Cooper ve grubu onu dışladıklarında kendini Oh ve Sun'un ezikler diye adlandırdığı arkadaş grubuna dahil olmuş bulur, asıl onu değiştirense Sun'ın ona hissettirdikleri ve içtenliği olmuştur. Çocuk onun için sadece arkadaş mı yoksa daha ilerisi mi?

Buradan sonrası spoiler, dizinin kısaca anlatımı ve benim görüşlerimi içerecektir. O yüzden spoiler yemek istemeyen kuşlarımı sevgiyle kucaklayarak derhal okumayı bırakmalarını öneriyorum, demedi demeyin canlar ben uyardım.




SPOİLER!!!





Sun ailesinin uzakta olması ve aralarında örülen kırılmaz duvarlar sebebi ile Bangkok'a gelip teyzesi ile kalan bir gençtir. Teyzesini iyilik timsali, yiğenine bakan melek olarak görmeyin, o da çocuğa hayatı zindan ediyor. Her neyse Sun daha okulun ilk gününden zorbaların uğraştığı Oh'a yardım edince çok iyi bir arkadaş ediniyor, ancak bedeli ise çocukla beraber eziyetçi grubunda hedefi haline gelmesi oluyor. Ancak gruptan bir çocukla kavga eden In kendini bir anda Sun, Oh ve Ainam'ın arkadaş grubuna katılmış halde bulur. Üçlü kendilerine zamanında çektiren çocuğa sıcak bir kucak açar ve yavaş yavaş birbirlerini tanımaya başlarlar.


In aslında sürekli işten işe koşturan varlıklı bir ailenin pohpohlanarak büyütülmüş ancak içten içe hep yalnızlık çeken bir çocuktur. O yüzden Sun onun için zamanla dert ortağı, içinde yıllardır özlemini çektiği ikizi gibi. Çocuğun yanında olması onu bambaşka biri yapıyor, çok daha iyi biri. Ailesini oğullarındaki bu değişimin farkında ve bunun sebebinin Sun olduğunu gördüklerinde çocuğu hemencecik sevip içlerine alıyorlar. Sun onlarla kalıyor, her an dip dibeler! Sun cinsel yöneliminin farkında bir çocuk hatta yakın arkadaşı Ainam ona açıldığında kızı kibarca gay olduğunu söyleyip reddediyor. 'Okyanustaki binlerce balığın içinde dışlanmışken benim gibi olanı bulabilecek miyim?' Ve çocuğum kendini In'e aşık olurken buluyor...



Arkadaşları ile gittiği bir kampta oda arkadaşı olan ikili klimanın serin havası altında uzanmışken yatağa birbirinin gözünün içine bakıyorlar. Sun o çekimi hissediyor, çocuğun gözlerinde hislerinin karşılıklı olduğunu görüyor. Yavaş yavaş çocuğa yaklaşıyor yaklaşıyor ve tam onu öpecekken beni alıp yerden yere savuran o sözleri söylüyor In. 'Ainam'dan hoşlanıyorum, onu ayarlamama yardım et.' Gavurun oğlu bu denir mi? Bir de sevdiği kızı kendine ayarlamasını istiyor, pislik. Sun yavrum şok içinde kalakalıyor tabii, ürkerek kendini geri çekiyor ve tavana bakarken göz yaşları akarken sadece kafasını sallayabiliyor. Kendini utanç ve hayal kırıklığı içinde boğarken Sun arkasını dönerek sessizce ağlamaya devam ediyor. Ertesi gün ise işler tamamen değişiyor. İkisinin couple tshirtlerinin tekini In odada bırakıp gidiyor, trende Ainam ile müzik dinlerken onları gören Sun başka bir kompartman da gideceğini söyleyerek ikiliyi yalnız bırakıyor. Aslında kendini çocuktan uzaklaştırıp, çocuğun istediği gibi kızla vakit geçirmesine izin veriyor tatlı kuşum. Okulda sıralar değişiyor, beraber yapılan aktiviteler sadece kız ve oğlanının başbaşa kalacağı şekilde değiştiriliyor, ortak eşyalar ortadan kaldırılıyor, Sun teyzesinin o despot evine geri dönüyor ve arkadaş çevreleri değişerek birbirlerinden gitgide uzaklaşıyorlar. Sun üst sınıflardan bir çocuk ile vakit geçirmeye başlıyor ki çocukta buna karşı boş değil. In ise Ainam'ı tavlamak için elinden geleni yapıyor ancak Sun'un özlemi ise ne kadar görmezden gelmeye çalışsa da içinde... Çocuğun sosyal medyasını sürekli karıştırıyor, uzaktan neler yaptığını izliyor ve en sonunda sevgililer gününde üst sınıflardan bir çocuktan hediye aldığını görüyor ve hakkı olmasa da kıskançlık belirtileri göstermeye başlıyor. Ancak Ainam'a sevgililer günü için hediye alacağında çocuktan yardım istiyor, hayatta sana da bir şey alayım diyor, tam bir mal! Sun iyice sinirleniyor tabii... Bu arada Ainam ve In'ın arasını hala yapmaya çalışan Sun son kıyağını çekip ikiliyi başbaşa bırakıyor ve sevgililer gününde çocuğun kıza itirafta bulunmasına yardım ediyor. Ainam ise In'e onu sadece bir arkadaş olarak gördüğünü, gerçekte çocuğun aslında onu sevmediğini ve Sun'a olan ilgisinin farkında olduğunu söyleyip aslında çocuğun kendine itiraf edemediği bazı şeyleri çocuğun kabullenmesini sağlıyor.


Bu seferde kız çöpçatanlık yapıp ikiliyi kendi görüşecekmiş gibi bir araya getiriyor. Habersiz bir şekilde karşılaşan ikili bir an ne yapacağını bilemese de oturup bir süre sessizlik içinde duruyorlar. In içinden geçenleri ona itiraf ediyor. 'Ne olduğumuzu bilmiyorum, buna ad koymamıza gerek var mı? Sadece seninleyken mutlu olduğumu biliyorum.' 'Peki ya ileride sen bir kızı sevdiğinde ne olacak?' 'Onu o zaman düşünürüz. Şimdilik sadece anı yaşayalım.' Bana sorarsanız tam bir saçmalık. In yine kaçak oynadı, ancak çocuğun kendisine karşı ufakta olsa bir şeyler hissettiğini düşündüğü için buna bile tav oldu şapşalım. Diziyi tüm arkadaş grubunu eğlenerek görüp bitiriyoruz. Hala ilişkilerinin bir tanımı yok, sadece arkadaştan öte bir yerde oldukları belli... 



İkiliyi serinin başka bir sezonunda görüyoruz. Üniversiteye hazırlanırken Oh, In ve Sun beraber özel ders alıyorlar ve hala ikisinin ilişkisinden bir ilerleme olmadığını görüyoruz. Sun sessizce onu bekliyor, In ise hala çocuğu sadece arkadaşı olarak tanıtıyor herkese.... Tam bir hayal kırıklığı!


Bir diğeri ise Our Skyy serisinde özel bölümleri! Artık In'in bu korkak ve bitmek bilmeyen inkarlarından sıkılan Sun çocuğu geride bırakıp hayatına devam kararı alıyor, hatta bunu memleketinde eskilerden beri tanıdığı ve kendine ilgisini her defasında belli eden fotoğrafçılık yapan bir genç ile çıktığı gezi ile yapıyor. Pişman olup Sun'u deli gibi özleyen In çocuğa kendini affettirmek için onun memleketine gidiyor. Gezerken bir fotoğrafçıda Sun'a benzeyen birinin fotoğrafına bakarken buluyor kendi ki aslında anlıyor ki aslında bu Sun... Kim bu yakışıklı fotoğrafçı dersiniz? Mike tanıyorsunuzdur, kendisini en son 2gether serisinde izledik ve benim favori çiftimlerdi! Burada da yine karizmasını konuşturmuş... 



İkilinin doğaya yapacağı geziye maydonoz olan In sürekli dışlanır, çocuğun Sun'a olan flörtöz hareketlerinde delirir ancak hiçbir hakkı olmadığı için sesini de çıkaramaz. Yalnız kaldıkları bir zamanda In ona olan duygularını itiraf eder, özür diler ve ufak bir öpücük bile görürüz... Vays. Dizinin sonunda ise otostop çekerlerken Sun'ı soran çifte sevgilim demesi ve Sun'ın yüzündeki o şaşırmış ve sonunda istediğini duymanın verdiği mutluluğu görerek bitiriyoruz ikilinin hikayesini. Asıl bomba ise bence tüm bunları Sun'un aslında In'e oynadığı bir oyun olması, fotoğrafçı çocuk gerçekten ondan hoşlanıyor ama çocuğa yardım etmek için kabul ediyor ve ufak bir show sergiliyor ikili.



'Yerinde olsam Sun'a dikkat ederdim, gördüğünden çok daha sinsidir.' Çocuk bunu In'e söylediğinde anlam verememişti ama bir bilsen In arkadan olanları delirirdin! LOL


Ainam gibi şahane bir hatunu da mutlu görmek isterdim ayrıca belirtmek isterim, kendisi dizide ki en sevdiğim karakter olabilir!

Puanım: 7/10.

Sevgiyle kalın.

Bir sonraki dizimizde görüşmek üzere.


İstediğiniz dizi varsa söyleyin.







I PROMISED YOU the MOON (Thai-2021)

Herkese merhaba! Uzun zaman oldu, herkesin keyifler iyi mi? Umarım iyidir, çünkü muhtemelen bu yazıyı okurken canınız sıkılacak ya da atlatt...