5 Temmuz 2020 Pazar

2gether Series (Thai 2020)

Selam gençlik!! Size bu senenin tatlış mı tatlış, görsel şölen festivalini doruklarına kadar yaşatan, yüzünüzde ufak bir gülümseme eşliğinde izleyeceğiniz, yan karakterlerin bile yanaklarını sürekli sıkmak isteyeceğiniz ama sonunda pufss bu neydi şimdi gavurlar dedirten ama yine de çok sevdiğimiz bir seriden bahsedeceğim. Bright ve Win'i ilk kez burada tanıdım ve bir kez daha GMM TV'yi tebrik ettim, adamlar yakışıklıdan anlıyor abi. Oyunculukları kimyası hepsi şahaneydi bence, ancak bilmeniz gereken öpüşme sahnesi beklemeyin oki, sadece minnoş bir hikaye izleyeceksiniz. O halde dizimize giriş yapalım!


Konusu: Tine, kadınlar tarafından etrafı fazlaca çevrili, spora gönül vermiş bir öğrencidir. Her gün kızların arasında oradan oraya sürüklenen Tine bundan sıkılmaya başlamış ve hayatındaki doğru kişiyi de bulamamıştır. Beklenmedik bir günde, bir erkekten çıkma teklifi alır. Şaşırmaktan ziyade daha önce bunu hiç yaşamamış olan Tine telaşa kapılır ve hemen bir plan kurar. Sahte bir ilişki düzenleyerek, ipleri elinde tutacaktır. Planlarının düşündüğü gibi gidip gitmeyeceği ise, meçhuldur. (Kaynak: Morfansub)


Sarawat, müzik klübü ve futbol takımının yıldızı, bunlarda yetmezmiş gibi tüm okuldaki kızlar, hatta pardon erkek ve aklınıza gelen herkes ona hayrandır! Anlayacağınız tam bir afet kendisi. Ancak soğuk kişiliği ve cool tavırları ile kimseyi hayatına dahil etmemektedir, sadece iki yakın arkadaşı vardır ve onlarla gününü gün eder. Bir gün karşısına çıkıp sahte erkek arkadaşı olmasını isteyen Tine ile başlayan arkadaşlığı onun için daha ileriye gidecek mi? Tine, bu soğuk ve havalı çocuğunun yani buzlar prensinin kalbini eritebilecek mi?


Kızların beğendiği bebek suratlı Tine'ın fazlaca kız arkadaşı olsa da bir türlü kendi için doğru olanı bulamamış ve bu işlerden elini ayağını çekmiş, kendi halinde takılan bir gençtir. Ancak beklenmediği bir anda bir erkekten aldığı çıkma teklifi ve çocuğun 7/24 onun peşinde dolanması onu kurtuluş planları aramaya iter ki burada okulun popüler çocuğu Sarawat radarına takılır. Planı onunla çıkıyor numarası yaparak çocuktan kurtulmaktadır. Ya planı ters teperse?


Buradan sonrası spoiler, dizinin kısaca anlatımı ve benim görüşlerimi içerecektir. O yüzden spoiler yemek istemeyen kuşlarımı sevgiyle kucaklayarak derhal okumayı bırakmalarını öneriyorum, demedi demeyin canlar ben uyardım.



SPOİLER!!!



Tine'nin şu güne kadar fazlasıyla kız arkadaşı olmuştur ancak hiçbiri onun için doğru olan değildir. Çocuk artık gönül işlerine paydos vermişken Green karşısına çıkıp onu sevdiğini söyler. Tine ne yapacağını şaşırmıştır. Naif bir çocuk olarak nazikçe çocuktan uzaklaşmaya çalışır olmaz, eski kız arkadaşlarından sevgilisi rolü yapmalarını ister olmaz... Artık başına iyice belayı aldığını düşünen Tine'nin kafasının üstünde kara bulutlar dolanırken bir anda şimşekler çakar. Sarawat üniversitenin en popüler çocuğu, buzlar prensi, iki kankası dışında kimseye dönüp burnunun ucuyla bakmayan futbol yıldızı ve müzik festivallerinin vazgeçilmez ismi. Anlayacağınız üzere kendisi Mr. Perfect. Tine bir plan yapıyor, Sarawat ile çıkıyor gibi numara yapacaklar ve Green ondan vazgeçecek. Ne kadar da harika bir plan değil mi? Eh. Belki Sarawat onu görmezden gelmese ya da çocuğu anında reddetmese olabilirdi. Çocuğun isteğine karşı olumsuz cevabı onu yıldırmıyor ve ne yapıp edip Sarawat'ı ikna ediyor. Birazda madalyonun farklı tarafından olaylara bakacağım.






Sarawat'ın dönüp kimseye bakmamasının bir sebebi var. Kendisi liseden beri birine aşık, ama uzaktan, böyle sessiz sedasız. Tahminleri alalım. Bingo! Tine. Sbrubb adlı grubun verdiği konserde ki kendileri Tine'nin en sevdiği grup, şarkıya eşlik eden Tine yanlışlıkla arkasındaki arkadaş grubuna çarpar ve özür dileyerek önüne döner ve hayatına devam eder. O tüm bunlardan haberdar değilken çarptığı çocuğun hayatını tepetaklak ediyor... Sarawat çocuğa ilk görüşte vuruluyor ancak Tine'nin izini kaybediyor ve çocuk onun yanına gelip durumu anlatıp yardımını istediğinde biz soğuk ve tepkisiz halini görüyoruz ancak içinde aslında şok içinde ve volkanlar patlıyor. Üstteki giflerde gördüğünüz üzere çıldırıyor arkadaşlarına ondan bahsederken. Yani anlayacağınız o soğuk ve ukala halinden eser yok çocuğumun. Başlarda Tine'nin onun peşinde dolanıp yardım talebinde bulunması çok hoşuna gittiği ve bilinen tavrından sapmamak için umursamaz davranmaya devam ediyor. Ancak girdikleri bir iddaa sonucunda çocuğa yardım etmeyi kabul etmek zorunda kalıyor ve aslında Tine'nin numara sandığı ancak Sarawat'ın her şeyini verdiği flörtleşme zamanları başlıyor!








Sarawat herkesin gözü önünde utanmazca çocukla flört ediyor, her defasında ilgisini belli ediyor ve çocuğun peşinden ayrılmıyor. Tine bunu biraz fazla bulsa da durumdan gayet memnun. Sarawat etrafında olduğu sürece Green onun yanına pek uğramıyor. Tine bu arada Sarawat'ın olduğu müzik klübüne katılıyor, orada kızın teki ile ufak flört havalarına giriyor ancak Sarawat buna izin veriyor mu? Haha elbette hayır. Sarawat'ın tavırlarının artık rol dışına çıktığını fark eden Tine'nin yavaş yavaş kafası karışmaya başlıyor. Bu arada Green'in aslında başka biri ile çıktığını ve kendini sadece adamı kıskandırmak için kullandığını öğreniyor. Sarawat'a artık rol yapmaları gerekmediğini söylüyor. Sarawat ise rol hiçbir zaman yapmadığını söyleyerek bombayı ortaya atıyor. Bir süre Tine kaçıyor Sarawat kovalıyor... Ancak bir şekilde çıkmaya başlıyorlar.










Aynı eve çıkan ikilinin keyfi yerinde, ancak bir süre sonra araya giren iki kişi ortalığı birazcık karıştırıyor. Mil ve Pam. Mil, Tine'den hoşlanan arkadaşımız ama ben ona kısaca baş kaş diyorum. Kendisini Cause You're My Boy'dan tanıyorsunuz, burada Tine'ye yazan sinir bozucu bir tiplemeyi canlandırsa da aslında partneri Frank'ın canlandırdığı Phukong'dan başkası değil (ki kendisi Sarawat'ın erkek kardeşi). Burada o kadar sinir bozucu bir karakter ki kendisinin kafasını alıp duvarlara vurasım geldi. Phukong, abisinin performansını izlemek için üniversiteye geldiğinde Mil ile tanışıyor ve adamdan hoşlanıyor. Mil ise onu sadece erkek kardeşi gibi gördüğünü sık sık dile getiriyor, çocuğum ise deli olsa da susup oturuyor bir köşede. Abisini futbol maçında kasten yaralayan ve Tine'yi rahatsız eden Mil'e artık katlanamayan Phukong çocuğa geçiriyor bir güzel ve abisinden uzak durmasını söylüyor. Mil ise Tine peşinde koşuyor, hatta araları bozukken şansını denemek istese de başaramıyor ve ne hikmetse köşesine çekiliyor ve sonunda Phukong ile aralarını düzeltmiş görüyoruz ikiliyi.









Diğer problemimiz ise Sarawat'ın ilk aşkı Pam, kız yıllar sonra bir anda tabiri caizse yırtık dondan çıkar gibi geldi girdi aralarına. Sarawat'ı tekrar isteyen kız malesef özgüveni düşük olan Tine'yi psikolojik olarak dağıtıp, çocuğun Sarawat ile ilişkilerini sorgulamasına sebep oluyor. Bize karın ağrısı ile dolu bir bölüm geçirtseler sonunda ikili ortak noktada buluşuyor. Ve finali bir çak ile yapıyoruz. Evet şimdi size herkesin dilinde olan sahnemizden bahsedeceğim. Bize kocaman bir alkış ile veda ettiler, çak ile, hani anlatabiliyor muyum? Herkes şok! Herkes daha neler! O yüzden eğer High5 ile ilgili ironi ya da espri görürseniz şaşmayın...




Ve şimdi size dizideki favori çiftimi getireceğim. Bu ikili var ya bu ikili yerim! Sarawat'ın yakın arkadaşı Man katıldığı bir konferansta tanıştığı çocuğu aklından çıkaramamaktadır. Her yerde onu arar ve çocuğun meditasyon kampına gideceğini duyunca bu işlerde hiç bezi olmasa da gider yazılır. Çocuğu bir gölge gibi takip eder. Bir gün Sarawat, Tine'nin abisini oyalamasını ister. Man ise bu iş bende derken arkasını dönmesi ile yüzündeki gülümsemeyle yelkenleri indirir. Haftalardır peşinde dolanıp açılamadığı çocuk karşısında duruyordur. Ancak Type oldukça ağır başlı, soğuk ve aşırı ciddi biridir. Ve Man'in utanmazca onunla flört etmesi, peşinde koşmaya başlaması onu delirtmektedir. Ancak zamanla çocuğu tanıdıkça ona olan bakış açısı değişmeye başlar. Man'i her defasında geri itse de sonunda çocuğun çekimine kapılır ve dizideki en tatlı çift olurlar benim gözümde. Ve yeni serimiz Thonhon'da ikisi tekrar bir araya gelecek umarım yine çift olarak karşımıza gelirler, ikisinin kimyasına bayılıyorum!!!







Dizi güzeldi, cidden eğlenceli hafif tarzda. Kadro efsaneydi öncelikle, görsellik desen şerefine kadeh kaldırırım. Tavsiye edilir. Enlerim arasında değil ancak yine de çok sevdim. Özellikle ManxType ikilisini bize kazandırdığınız için teşekkür ederiz!

Puanım: 7/10.

Sevgiyle kalın.

Bir sonraki dizimizde görüşmek üzere.


İstediğiniz dizi varsa söyleyin.












4 Temmuz 2020 Cumartesi

My Dear Loser Edge of 17 (Thai 2017)

Selam gençlik!!! My Dear Loser aslında bir seri ve ben size 3. sezondaki yan bir çiftten bahsedeceğim. Çok keyif aldığım, hiç sizi zorlamayacak, akıp giden tatlı bir hikayesi var.  In'e arada bir tane çakmak isteyeceksiniz ama yine de güzel, sadece sakin olun ve derin nefes alın oralarda size uyarım budur. O halde başlayalım yavaşça arkanıza yaslanın shipper kardeşlerim!



Konu: Sun okula transfer olmuş yeni öğrencidir ve Oh'u savununca çocukla iyi arkadaş olurlar. In ise Oh'a eziyet eden bir grubun parçasıdır ve çocuğa yardım ettiğini görünce radarına Sun'da katılır. Ancak Sun, In'e farklı şeyler hissettirmektedir. (Kaynak: Mydramalist)



Sun, haksızlıklara katlanamayan, açık sözlü, yardım sever ve etrafındakilere güven duygusu aşılayan, teyzesinin yanında yaşayan kendi halinde bir çocuktur. Okulun ilk gününde Oh'u kabadayı çocuklardan korurken grubun yeni hedefi haline gelir, grupta kendisi ile en çok uğraşan ise In olur. Çocukla bir şekilde yakın arkadaş olma yolunda emin adımlar atarlar, ancak Sun kendini çocuğa çekilirken bulur. Hisleri karşılık bulacak mıdır?




In, popüler bir grubun parçası, zalim ve soğuk görünse de aslında ailesinin ilgisine muhtaç, gerçek arkadaşlığı tatmamış içine kapanık bir çocuktur. Cooper ve grubu onu dışladıklarında kendini Oh ve Sun'un ezikler diye adlandırdığı arkadaş grubuna dahil olmuş bulur, asıl onu değiştirense Sun'ın ona hissettirdikleri ve içtenliği olmuştur. Çocuk onun için sadece arkadaş mı yoksa daha ilerisi mi?

Buradan sonrası spoiler, dizinin kısaca anlatımı ve benim görüşlerimi içerecektir. O yüzden spoiler yemek istemeyen kuşlarımı sevgiyle kucaklayarak derhal okumayı bırakmalarını öneriyorum, demedi demeyin canlar ben uyardım.




SPOİLER!!!





Sun ailesinin uzakta olması ve aralarında örülen kırılmaz duvarlar sebebi ile Bangkok'a gelip teyzesi ile kalan bir gençtir. Teyzesini iyilik timsali, yiğenine bakan melek olarak görmeyin, o da çocuğa hayatı zindan ediyor. Her neyse Sun daha okulun ilk gününden zorbaların uğraştığı Oh'a yardım edince çok iyi bir arkadaş ediniyor, ancak bedeli ise çocukla beraber eziyetçi grubunda hedefi haline gelmesi oluyor. Ancak gruptan bir çocukla kavga eden In kendini bir anda Sun, Oh ve Ainam'ın arkadaş grubuna katılmış halde bulur. Üçlü kendilerine zamanında çektiren çocuğa sıcak bir kucak açar ve yavaş yavaş birbirlerini tanımaya başlarlar.


In aslında sürekli işten işe koşturan varlıklı bir ailenin pohpohlanarak büyütülmüş ancak içten içe hep yalnızlık çeken bir çocuktur. O yüzden Sun onun için zamanla dert ortağı, içinde yıllardır özlemini çektiği ikizi gibi. Çocuğun yanında olması onu bambaşka biri yapıyor, çok daha iyi biri. Ailesini oğullarındaki bu değişimin farkında ve bunun sebebinin Sun olduğunu gördüklerinde çocuğu hemencecik sevip içlerine alıyorlar. Sun onlarla kalıyor, her an dip dibeler! Sun cinsel yöneliminin farkında bir çocuk hatta yakın arkadaşı Ainam ona açıldığında kızı kibarca gay olduğunu söyleyip reddediyor. 'Okyanustaki binlerce balığın içinde dışlanmışken benim gibi olanı bulabilecek miyim?' Ve çocuğum kendini In'e aşık olurken buluyor...



Arkadaşları ile gittiği bir kampta oda arkadaşı olan ikili klimanın serin havası altında uzanmışken yatağa birbirinin gözünün içine bakıyorlar. Sun o çekimi hissediyor, çocuğun gözlerinde hislerinin karşılıklı olduğunu görüyor. Yavaş yavaş çocuğa yaklaşıyor yaklaşıyor ve tam onu öpecekken beni alıp yerden yere savuran o sözleri söylüyor In. 'Ainam'dan hoşlanıyorum, onu ayarlamama yardım et.' Gavurun oğlu bu denir mi? Bir de sevdiği kızı kendine ayarlamasını istiyor, pislik. Sun yavrum şok içinde kalakalıyor tabii, ürkerek kendini geri çekiyor ve tavana bakarken göz yaşları akarken sadece kafasını sallayabiliyor. Kendini utanç ve hayal kırıklığı içinde boğarken Sun arkasını dönerek sessizce ağlamaya devam ediyor. Ertesi gün ise işler tamamen değişiyor. İkisinin couple tshirtlerinin tekini In odada bırakıp gidiyor, trende Ainam ile müzik dinlerken onları gören Sun başka bir kompartman da gideceğini söyleyerek ikiliyi yalnız bırakıyor. Aslında kendini çocuktan uzaklaştırıp, çocuğun istediği gibi kızla vakit geçirmesine izin veriyor tatlı kuşum. Okulda sıralar değişiyor, beraber yapılan aktiviteler sadece kız ve oğlanının başbaşa kalacağı şekilde değiştiriliyor, ortak eşyalar ortadan kaldırılıyor, Sun teyzesinin o despot evine geri dönüyor ve arkadaş çevreleri değişerek birbirlerinden gitgide uzaklaşıyorlar. Sun üst sınıflardan bir çocuk ile vakit geçirmeye başlıyor ki çocukta buna karşı boş değil. In ise Ainam'ı tavlamak için elinden geleni yapıyor ancak Sun'un özlemi ise ne kadar görmezden gelmeye çalışsa da içinde... Çocuğun sosyal medyasını sürekli karıştırıyor, uzaktan neler yaptığını izliyor ve en sonunda sevgililer gününde üst sınıflardan bir çocuktan hediye aldığını görüyor ve hakkı olmasa da kıskançlık belirtileri göstermeye başlıyor. Ancak Ainam'a sevgililer günü için hediye alacağında çocuktan yardım istiyor, hayatta sana da bir şey alayım diyor, tam bir mal! Sun iyice sinirleniyor tabii... Bu arada Ainam ve In'ın arasını hala yapmaya çalışan Sun son kıyağını çekip ikiliyi başbaşa bırakıyor ve sevgililer gününde çocuğun kıza itirafta bulunmasına yardım ediyor. Ainam ise In'e onu sadece bir arkadaş olarak gördüğünü, gerçekte çocuğun aslında onu sevmediğini ve Sun'a olan ilgisinin farkında olduğunu söyleyip aslında çocuğun kendine itiraf edemediği bazı şeyleri çocuğun kabullenmesini sağlıyor.


Bu seferde kız çöpçatanlık yapıp ikiliyi kendi görüşecekmiş gibi bir araya getiriyor. Habersiz bir şekilde karşılaşan ikili bir an ne yapacağını bilemese de oturup bir süre sessizlik içinde duruyorlar. In içinden geçenleri ona itiraf ediyor. 'Ne olduğumuzu bilmiyorum, buna ad koymamıza gerek var mı? Sadece seninleyken mutlu olduğumu biliyorum.' 'Peki ya ileride sen bir kızı sevdiğinde ne olacak?' 'Onu o zaman düşünürüz. Şimdilik sadece anı yaşayalım.' Bana sorarsanız tam bir saçmalık. In yine kaçak oynadı, ancak çocuğun kendisine karşı ufakta olsa bir şeyler hissettiğini düşündüğü için buna bile tav oldu şapşalım. Diziyi tüm arkadaş grubunu eğlenerek görüp bitiriyoruz. Hala ilişkilerinin bir tanımı yok, sadece arkadaştan öte bir yerde oldukları belli... 



İkiliyi serinin başka bir sezonunda görüyoruz. Üniversiteye hazırlanırken Oh, In ve Sun beraber özel ders alıyorlar ve hala ikisinin ilişkisinden bir ilerleme olmadığını görüyoruz. Sun sessizce onu bekliyor, In ise hala çocuğu sadece arkadaşı olarak tanıtıyor herkese.... Tam bir hayal kırıklığı!


Bir diğeri ise Our Skyy serisinde özel bölümleri! Artık In'in bu korkak ve bitmek bilmeyen inkarlarından sıkılan Sun çocuğu geride bırakıp hayatına devam kararı alıyor, hatta bunu memleketinde eskilerden beri tanıdığı ve kendine ilgisini her defasında belli eden fotoğrafçılık yapan bir genç ile çıktığı gezi ile yapıyor. Pişman olup Sun'u deli gibi özleyen In çocuğa kendini affettirmek için onun memleketine gidiyor. Gezerken bir fotoğrafçıda Sun'a benzeyen birinin fotoğrafına bakarken buluyor kendi ki aslında anlıyor ki aslında bu Sun... Kim bu yakışıklı fotoğrafçı dersiniz? Mike tanıyorsunuzdur, kendisini en son 2gether serisinde izledik ve benim favori çiftimlerdi! Burada da yine karizmasını konuşturmuş... 



İkilinin doğaya yapacağı geziye maydonoz olan In sürekli dışlanır, çocuğun Sun'a olan flörtöz hareketlerinde delirir ancak hiçbir hakkı olmadığı için sesini de çıkaramaz. Yalnız kaldıkları bir zamanda In ona olan duygularını itiraf eder, özür diler ve ufak bir öpücük bile görürüz... Vays. Dizinin sonunda ise otostop çekerlerken Sun'ı soran çifte sevgilim demesi ve Sun'ın yüzündeki o şaşırmış ve sonunda istediğini duymanın verdiği mutluluğu görerek bitiriyoruz ikilinin hikayesini. Asıl bomba ise bence tüm bunları Sun'un aslında In'e oynadığı bir oyun olması, fotoğrafçı çocuk gerçekten ondan hoşlanıyor ama çocuğa yardım etmek için kabul ediyor ve ufak bir show sergiliyor ikili.



'Yerinde olsam Sun'a dikkat ederdim, gördüğünden çok daha sinsidir.' Çocuk bunu In'e söylediğinde anlam verememişti ama bir bilsen In arkadan olanları delirirdin! LOL


Ainam gibi şahane bir hatunu da mutlu görmek isterdim ayrıca belirtmek isterim, kendisi dizide ki en sevdiğim karakter olabilir!

Puanım: 7/10.

Sevgiyle kalın.

Bir sonraki dizimizde görüşmek üzere.


İstediğiniz dizi varsa söyleyin.







28 Haziran 2020 Pazar

YYY The Series (Thai 2020)

Selam gençlik!! Size bahsedeceğim seride mantık aramayın, sadece oturun yanınıza atıştırmalık alıp keyfini çıkarın. Yani mantık namına hiçbir şey yok, absürt komedi, aşırı garip işler... Ben normalde hiç sevmem böyle şeyleri ancak bana bile gayet gülerek izlettirdiler. Lay oynadı diye mi bilmiyorum ama off bu ne ya diye diye keyifli bir şekilde izledim. Uyarımı yaptım, kendinizi hazırlayın. Çünkü ben güncel izlemiştim ve ilk izlerken WTF nidaları ağzımdan eksik olmadı, siz hazırlıklı olacaksınız şanslı keratalar! O halde bu kahkaha ve saçmalıklarla dolu diziye giriş yapalım!



Konu: Nott bir şeyler icat etmeyi seven, yetim bir çocuktur ve Porpla adındaki Yaoi hastası bir kadının apartında kalmaktadır. Bir gün yaptığı bir icat sırasında binada şalterler atar ve Porpla'nın tüm Yaoi cdleri yanar. Çocuğu apartından atmaya karar verir.  Kadının Yaoi aşkını bilen Nott atılmamak için, aparta yeni taşınana sosyal medya ünlüsü Pun'dan sahte erkek arkadaşı rolü yapmasını ister. Ne varki bu iki genç numara yaparken birbirlerine aşık olurlar... (Kaynak: Mydramalist)

Buradan sonrası spoiler, dizinin kısaca anlatımı ve benim görüşlerimi içerecektir. O yüzden spoiler yemek istemeyen kuşlarımı sevgiyle kucaklayarak derhal okumayı bırakmalarını öneriyorum, demedi demeyin canlar ben uyardım.


SPOİLER!!!



Nott kimsesi olmadan büyümüş, makine mühendisliğini bitirmiş ancak birileri için çalışmak yerine insanların eşyalarını tamirine yardım eden ve en büyük hayali kendi icraatlarını yapıp insanlara yardım edebileceği bir dükkan kurmak olan kendi haline, yakışıklı ve yardım sever bir gençtir. Uzun yıllardır Porpla'nın apartında yaşamaktadır. Kadın Yaoi dışında pek bir şey düşünmeyen çatlağın teki olsa da, onu ve binadaki herkesi ailesi gibi görmektedir. Yaptığı bir icadı üzerinde çalışırken binanın şalterleri atar ve Porpla'nın canından çok sevdiği Yaoi cd leri yanar... Buna çok sinirlenen kadın Nott'u binadan atmaya karar verir. Kaderin cilvesi ya tam da o anda binada kalmak için yakışıklı ve sosyal medya ünlüsü Pun gelir. Çocuğu gören Nott'un kafasında şimşekler çakar ve kadının yaoi zaafını kullanarak çocuğun sevgilisi olduğunu söyler. Pun ise ne olduğunu anlamaya çalışmaktadır. İlk defa apartında gay çiftin oturacağını duyan kadın bırakın onu evden atmayı neredeyse öpüp başının üstünde gezdirecek konuma gelir.



Nott güç bela ikna ettiği Pun ile beraber yaşamaya başlar. Nott çok ses yapıyordur, deliler gibi horluyordur ve birazda soğuk biridir. Pun çocuğa alışmakta çok zorlanır, hatta odasını değiştirmek ister ama zamanla birbirini tanıyan ikili anlaşmaya başlarlar. Pun bir arkadaşı ile boyxboy konseptler için fotoğraf çekimleri yapmaktadır, ama hayatına dair herhangi bir hayali yoktur. Sadece babası ile bu konu hakkında tartıştıkları bir gün apar topar eşyalarını alıp evden kaçar, yolu da bu şekilde Porpla'nın apartına düşmüştür.



İkilinin arasında duygusal yakınlaşmalar oldukça hayata bakış açıları da değişmektedir. Pun artık kendisininde bir hayali ve amacı olması gerektiğini düşünmeye başlar. Nott'u Arm'dan kıskanmaktadır ki haklıdır da Arm aslında yıllardır içten içten Nott'dan hoşlanmaktadır. Ancak Nott onu iyi bir arkadaştan ilerisi olarak görmez. Arm'a yakın davrandığı için Pun kıskançlık yapmaya başlar, hatta kavgalar ederler.



Binada çıkan bir yangın sonucunda ikili aralarındaki buzları tekrar eritir, Nott ondan hoşlandığını söyler ve öpüşürler. Her şey mutlu mu devam eder? Malesef değil. İkili hala resmi olarak erkek arkadaş değildir ve Pun dayanamayıp çocuğa çıkma teklif eder. Nott ise onunla çıkmayacağını, bir ilişki istemediğini, çocuğa layık olmadığını falan geveler. Pekala onu anlıyorum ancak yine de korkusunun üstünü bahaneler ile kapadı ve Pun'u çok üzdü çok. Pun içten içe yıkılsa da sulu gözleri ile önemli değil der, ancak daha hayatına dair yapacak bir şeyi olmaması ve babasının geri dönmesini istemesi üzerine aparttan ayrılmaya karar verir. Nott bu fikirden hiç hoşlanmaz, ona veda partisi verilir ama gitmez.



'Vedalardan nefret ederim.' 'Nefret ettiğin veda değil, onun seni geride bırakıp gitmesinden nefret ediyorsun.'



Pun valizini toplamış gidecekken çocuğun ağzından çıkacak kelimeleri bekler, bekler ama Nott asla söylemeyeceğim diyip kestirip atar. Beni deli etti deli... Pun sinirlenir ve eşyalarını alıp herkesle vedalaştıktan sonra uzay mekiğine atlayıp (evet yanlış okumuyorsunuz uzay mekiği! dediğim gibi dizi de nasıl yani, bu ne lan, pes artık diyeceğiniz çok yer olacak şaşırmayın.) yola çıkıyor. Son anda dayanamayıp peşinden koşan Nott uzay kıyafetlerini giyip peşinden gidiyor. (Şu an bunu yazmak bile bana çok garip geliyor, ben ne izlemişim cidden be?) Çocuğa üzgün olduğunu onu sevdiğini falan söylüyor. Gitmeyeceksin değil mi diyor... Ama Pun kararlı, sen hayallerinin peşinden koşmalısın, bende koşacağım diyor. 



'Öyleyse artık hayalini buldun mu?' 'Evet. Kendi tamir dükkanını açan çocuğun erkek arkadaşı olmak.' 



Awwww... Son sahnede ise Nott bize ikinci sezonun olacağını söyledikten sonra 1 yıl geçiyor ve Pun elinde valizi ile binanın girişinde bize göz kırpıyor. Yani 2. sezon yakında! 




Dizi hakkında diyeceğim ne var onu da bilmiyorum. Bakın cidden güzeldi, ilginç bir şekilde sevdim, yine olsa yine izlerim. Ama o kadar çok saçma ve absürt olay var ki beyin yakıyor. Bu diziyi nasıl çekmişler merak içindeyim ben olsam karnım ağrır o rolleri yaparken LOL Ve demek istediğim şu ki Porpla'yı canlandıran Poppy'e hayran kaldım! Kendisi WHY R U? da yan roldeydi baya ama burada efsaneydi. Yani bir insan nasıl bu kadar iyi oynar abi? Her şeyden önce inanılmaz güzel bir kadın olmuş! Adam hem yakışıklı hemde güzel... Kafamda çılgın sorular yani! Dizinin karakterleri, konusu, çekimleri, olaylar hepsi komediydi! Komedi seviyorsanız kesinlikle kaçırmamalısınız. Aynı zamanda başka dizi filmlere de atıflar çoktu, iyi tii ye almışlar, ben bayıldım bu tarza. 



Birde şahane bir OST'u var size bırakacağım dinleyin. Arada açıp oynuyorum şarkıda LOL İnanamayacağınız hatta benimde kendimden beklemediğim bir puan vereceğim diziye, yani türünden dolayı yoksa bu puanın yanından geçememesi lazım ama yine de absürt komedi de çok iyi olduğunu düşünüyorum! Ve son olarakta Talay aşkımı burada görmek şahaneydi, seni çok seviyorum şapşik, umarım çok daha iyi rollerde görürüz seni! 


Puanım: 8/10.

Sevgiyle kalın.

Bir sonraki dizimizde görüşmek üzere.

İstediğiniz dizi varsa söyleyin.

I PROMISED YOU the MOON (Thai-2021)

Herkese merhaba! Uzun zaman oldu, herkesin keyifler iyi mi? Umarım iyidir, çünkü muhtemelen bu yazıyı okurken canınız sıkılacak ya da atlatt...